HAKARET SUÇU SAVUNMA DİLEKÇESİ – CUMHURBAŞKANINA HAKARET

Cumhurbaşkanına hakaret

Burada daha bakmış olduğum bir davada mahkemeye sunmuş olduğum bir savunma dilekçesini paylaşıyorum. Somut olayda sanık İnternet sitesinde Cumhurbaşkanı ile ilgili yayınlanan bir haberin altına yaptığı yorumdan dolayı yargılandı. Cumhurbaşkanına hakaret suçu TCK’nın 299. maddesinde düzenlenmiştir ve bir yıl ile 4 yıl arası cezası vardır. Yargılama sonunda sanık 1 yıl 1 ay ceza almış bu ceza ertelenmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 

DİĞER DİLEKÇELER İÇİN;

HAKARETE UĞRADIM ŞİKAYETÇİ OLMAK İSTİYORUM

HAKARET SUÇU ŞİKAYET DİLEKÇESİ VE MAHKEME KARARI

HAKARET SUÇ DUYURUSU DİLEKÇE ÖRNEĞİ 2

cumhurbaşkanına hakaret

DİLEKÇE YAZDIRMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN TIKLAYINIZ!

… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO                              :

SANIK                                      :

VEKİLİ                                      :

KONU                                      : Savunma dilekçesi

SAVUNMALARIMIZ        :

1-) Müvekkil T.E. isimli internet sitesinde 29.03.2011 tarihinde “En büyük PR çalışması oldu başlığı ile yayınlanan haberin altındaki yorumlar bölümüne yapmış olduğu yorumunda “tek dertleri çalma çırpma zihniyetinden de başka yorum beklenemezdi… aferin sana noter hesabı iyi hesap yap ta ona göre vergi alırsın hatta kitabı 1 milyon saymış göster sonra git bi de vergi cezası kes şimdiden” seklinde yazı yazdığı, bu suretle Cumhurbaşkanına hakaret suçu işlediği iddia olunmuştur.

2-) 5237 Sayılı TCK’nun 299. maddesine göre

“Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Öncelikle somut olayda söz konusu suçun unsurları oluşmamıştır. Hakaret suçu, TCK’nın 125. maddesinde, ‘Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran……’ şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, bu suç ile korunan hukuki yarar, kişinin sahip olduğu ‘şeref, onur ve saygınlık’ hakkıdır. Hakaret suçunda maddi unsurları ise somut bir fiil veya olgu isnadında bulunma ve sövmedir. Somut bir fiil veya olgudan anlaşılması gereken, maddi bir olaydır. Yani, dış dünyadan algılanabilen, dış dünyada bazı değişikler yaratabilen fiili bir durumdur. Bu nedenle somut fiil veya olgu isnadında, yer ve zaman gösterilmesi gerekir.

3-) Müvekkil söz konusu haberin altına yaptığı yorumda Cumhurbaşkanına karşı bir fiil isnat etmemiştir.

Hatta söz konusu yorumdan bu yorumun kime karşı yapıldığı tam olarak anlaşılmamaktadır. Zira müvekkil yorumunda çoğul bir ifade kullanarak aslında genel olarak iktidara bir gönderme yapmıştır. Söz konusu suçun manevi unsuru değerlendirildiğinde tahkir teşkil eden fiilin mağduru toplum içinde küçük düşüreceğini bilerek işlemesi gerekmektedir. Somut olayda müvekkilin Cumhurbaşkanına karşı herhangi bir kastı olmadığı açıktır. Zira okuduğu haberde asıl olan Cumhurbaşkanın yorum yapmış olması değil, toplatılan kitaplarla ilgili olarak genel bir düşüncenin dile getirilmesi şeklindedir. Hakaret suçu, doğrudan kastla işlenebileceği gibi, olası kastla da işlenebilen bir suçtur. Bu anlamda müvekkilin internette gezinirken her haberin kaynağını, kimin tarafından ifade edildiğini, yazdığı yorumun kime ne gibi gönderme teşkil ettiğini uzun uzun irdelemesi beklenemez. Bu sebeple olayda doğrudan kast olmadığı gibi olsa olsa olası kast mevcuttur.

4-) Eleştiri hakkı, iddia ve savunma hakkı, gazetecilik mesleğinin icrası gibi bazı durumlar, hakaret niteliği taşıyan fiilleri suç olmaktan çıkarabilirler.

Somut olayda müvekkil bir internet gazetesi haberinde demokratik bir ülkenin her seçmeni gibi eleştiri hakkını kullanmıştır. Bu eleştiriyi yaparken Cumhurbaşkanına karşı hakaret etme amacı gütmemiş genel olarak iktira gönderme yapmıştır. Zira Türkiye’de bir takım kitapların henüz basılmadan toplanmasından Cumhurbaşkanımız sorumlu değildir. Burada yapılan eleştiri henüz basılmadan toplanmış olan kitaplar ile alakalıdır. Söz konusu internet haberi ile müvekkil tarafından yapılmış bulunan yorum kıyaslandığında, müvekkilin yorumu ile haberin birbiri ile çeliştiği de açıkça görülmektedir. Davaya konu haber incelendiğinde Cumhurbaşkanının toplatılan kitapların aslında korsan olarak daha çok satılmasından yakındığı anlaşılmaktadır. Müvekkilin yaptığı yorum ise haberle çelişki içermektedir. Müvekkil düşünmeden ve herhangi bir kişiye somut bir isnatta bulunmadan genel bir eleştiri yapmak istemiştir.

5-) İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. maddesinde;

“Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmasız görüş edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir.”

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin; 10. maddesinin 1. fıkrasında; “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir..” Hükümlerine yer verilmiş,

Anayasa’nın; 25. maddesinde düşünce ve kanaat hürriyeti başlığı altında; “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”

26. maddesinde, İHAS’nin 10. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenlemeye benzer şekilde; “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.” Hükümleri yer almıştır. İ

İfade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dar yorumlanması gerektiği, sınırlandırma için, önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluğun bulunması, bu sınırlandırmanın meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılması, sınırlandırmada aşırıya gidilmemesi ve her halükarda gelişimi zedelemeyecek ölçüde yapılması görüşü genel olarak kabul görmüştür. Sınırlama veya müdahale için; yasal bir düzenleme, sınırlamanın meşru bir amacı, sınırlama nedenlerinin bulunması, sınırlamanın meşru amaçla orantılı ve önlemin demokratik toplum bakımından <zorunlu> olması gerekmektedir.

6-) Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil, Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır.

Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi, Cumhurbaşkanına hakaret ve sövme suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S., Hakaret ve Sövme Suçları, s. 80 vd.)

7-) Temelini Anayasa’nın 28 ve devamı maddelerinden alan haber verme ve eleştirme hakkının kabulü için,

açıklama veya eleştiriye konu olan haberin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamu ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması gerekir. Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bu demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğidir. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır, eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz, eleştiri övgü olmadığına göre, sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır. Bu kapsamda, Devletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının da özgürlükçü parlamenter rejimlerde diğer anayasal ve yasal kurumların konumu gibi eleştiriye açık olması doğaldır.

8-) Müvekkil tarafından kullanılan sözcükler nezaket dışı ve ağır eleştiri kapsamında değerlendirilebilir ise de,

bu sözler hakaret ve sövme kapsamında değerlendirilemez. Söz konusu yorumda suç oluşturduğu belirtilen sözcükler, şeref ve itibarı ihlal edici nitelikte bulunmamaktadır. İsnada konu olan yazıda, kamusal ilgi ve yararı öğesi gerçekleşmemiştir. Açıklanış şekliyle konusu arasında da düşünsel bir bağ bulunmamaktadır. Müvekkilin rahatsız edici bir üslupla yaptığı yorum rahatsız edici de olsa ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmelidir. Eleştiri övgü olmadığına göre, sert ve kırıcı olması da doğaldır.

NETİCE-İ TALEP              : Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, müvekkil tarafından yapılan yorumda Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının bulunmaması, kamusal ilgi ve yararı öğesinin gerçekleşmemesi sebepleri ile müvekkilimin beraatına karar verilmesini talep ederim.

Sanık Vekili

 

GÖRÜŞ, ÖNERİ VE YORUMLARINIZI LÜTFEN BİZİMLE PAYLAŞIN!

Yorum Yazın