EMREDİCİ HUKUK KURALLARI

EMREDİCİ HUKUK KURALLARI

Kanunda yazılı ve uygulanmaları zorunlu olan bir başka ifade ile tarafların kendi iradeleri ile uygulanmalarını bertaraf edemedikleri kurallara denir. Bu kurallar hükümde yer alan emir kipinden anlaşılan kurallardır. “Yap!” “Yapma!” “Yaparsan şöyle olur!” “Yapmazsan şöyle olmaz!” gibi emredici ifadeler içerirler.

Emredici Hukuk Kurallarının Öngörülmesinin Nedenleri

Emredici kurallara uyulmamasının; Kamu düzeni, Genel ahlâk ve âdâp ile Zayıfların korunması
düşüncesi gibi nedenleri vardır.

Emredici Kurala Aykırılığın Sonuçları

Emredici hukuk kurallarına uyulmamasının sonucuna yaptırım denir. Zaten, hukuk kurallarını diğer toplumsal düzen kurallarından ayıran temel faktör olan yaptırım (müeyyide) gerçek anlamını emredici hukuk kurallarında bulur. Bu yaptırımları şu şekilde ifade etmemiz mümkündür:

a) Yokluk

Bir hukukî işlemin kurucu unsurlarından en az birisinin eksik olması hâlinde o hukukî işlemin hiç teşekkül etmemesine yokluk denir. Niteliği bakımından bir yaptırım olmayan yokluk emredici kurala aykırılığa bağlı bir sonuçtur.

b) Geçersizlik

Bir irade beyanının arzu edilen hüküm ve sonuçları meydana getirmediği tüm durumlara geçersizlik denir. Bir başka ifade ile geçerlilik unsurlarındaki eksiklik hâli olarak nitelendirilir.

aa) Butlan (Mutlak Butlan)

Bir hukukî işlemin, baştan itibaren olağan sonuçlarını meydana getirmemesi ve sonradan da geçerli hale gelememesine butlan denir. Butlan hâlinde dava açmaya gerek yoktur. Dava açılsa bile hâkim hükmü tespit niteliği taşıyacaktır. (Evlenme ve Ölüme Bağlı Tasarruflar hariç. Çalışmamızın ilerleyen bölümlerinde de inceleyeceğimiz gibi bu iki hâlde butlan, kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmamakta; işlem hâkim kararına kadar geçerli bir işlemin hüküm ve sonuçlarını doğurmaktadır).

Doktrinde bu kavram batıl, hükümsüz ve geçersiz gibi isimlerle de anılmaktadır. Başlıca geçersizlik hâllerini şu şekilde sıralayabiliriz:

– Sözleşmenin konusunun hukuka aykırı olması.
– Sözleşmenin konusunun ahlâka aykırı olması.
– Sözleşmenin konusunun imkânsız olması (BK m. 20/I).
– Hukukî işlemin, geçerlilik şartı olan şekle aykırı olarak yapılmış olması (BK m. 11/II).
– Ayırt etme gücü bulunmayan kişilerin (tam ehliyetsizlerin) yaptığı işlemler (MK m. 15).
– Muvazaalı işlemler (BK m. 18/I).
– Kanuna karşı hile (MK m. 766, 873/II).

Yokluk ve Butlan kavramını iyici somutlaştıracak olursak; Örneğin, bir satım sözleşmesinde üç tane kurucu unsur vardır: satım sözleşmesi = satım bedeli + satım konusu + tarafların anlaşması. Bunlardan birinin bulunmaması hâlinde sözleşme yok hükmünde olur. Mesela, “- 5 YTL’ye satıyorum!” dedim siz de “- Alıyorum” dediniz! Ne aldınız şimdi? Yok hükmünde!!! “-

150.000 YTL’ye Bahçelievler, X Ada/Pafta/Parsel Numaradaki evimi satıyorum” dedim siz de “- Alıyorum” dediniz. Bu satım sözleşmesinde kurucu unsurlar var mı? Var! Bedel belli, konu belli, anlaşma var. Bu bağlamda yokluktan bahsetmek mümkün değil. Peki, işlem geçerli mi? Hayır! Zira tapuda yapılması gereken taşınmaz satımı, sözlü bir şekilde yapıldı. İşlem geçersiz.

bb) Tek Taraflı Bağlamazlık

İrade sakatlıkları (BK m. 31) alanında ve sınırlı ehliyetsizlerin yaptığı hukukî işlemlerde rastlanan emredici hukuk kurallarına aykırı davranmaya bağlanmış yaptırıma denir. Burada işlemin geçerliliği iradesi sakatlanmış kimse açısından yasal, geciktirici ve iradî bir şartın gerçekleşmesine bağlanmıştır. Şartın gerçekleşmesine kadar, tek taraflı bağlamazlık ile malûl hukukî işlemin sonuçları askıdadır yani hukukî işlem ne batıl ne de geçersizdir. Sözleşmenin karşı tarafı bu sözleşmeyle bağlıdır.

cc) İptal Kabiliyeti (Nisbî Butlan)

Hukukî işlemin başlangıçta hukukî sonuçlarını meydana getirmekle beraber ilgililerden birinin irade açıklamasıyla geçersiz hâle gelmesine denir. Örneğin, kanuna ve ahlâka aykırı bir şekilde müzayedeye fesat karıştırılmış ise her ilgili on gün zarfında itiraz edilebilir (BK m. 226).

YEDEK HUKUK KURALLARI

Taraflarca aksi kararlaştırılabilen, aksi kararlaştırılmadığı zaman uygulanması gereken kurallara denir. Şöyle düşünün, yedek oyuncu ne demektir; oyundan oyuncu girdiği zaman oyuna giren oyuncudur. Demek ki, yedek oyuncunun oynaması, bir oyuncunun çıkmasına bağlıdır. Buradaki mantık da aynıdır: taraflar bu konuda anlaşmışlarsa yedek hukuk kuralları devreye girip “- bu böyle olmaz siz saçmalamışsınız benim dediğim gibi olacak!” diyemez.

Yedek hukuk kuralları tamamlayıcı ve yorumlayıcı olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Tamamlayıcı Hukuk Kuralları

Tarafların yaptıkları hukukî işlemlerde düzenlemedikleri hususları doldurmaya yarayan kurallara tamamlayıcı kurallar denir. Başka bir deyişle taraflar esaslı noktalarda uyuşmuş ise yan noktalar bu kurallar aracılığı ile doldurulur. Ancak yan unsur, tarafların iradesi ile (sübjektif yönden) esaslı unsur haline getirip de, bu husus üzerinde anlaşmaya varamıyor iseler; tamamlayıcı hukuk kuralları devreye girmez, bu hâlde sözleşme kurulmamış olur.

Örneğin, taraflar faizi diledikleri gibi kararlaştırabilirler, faiz ödemeye mecbur olmakla beraber sözleşmeyle böyle bir düzenleme yapılmamış ise faiz % 30 olarak hesaplanır (BK m. 72).

b) Yorumlayıcı Hukuk Kuralları

Tarafların bir hukukî işlemde kullandıkları ve anlamını açıklamadıkları hususları veya bir kimsenin beyanını veya davranışını yorumlamaya yarayan kurallardır. Taraf irade beyanından ne anlaşılması gerekir sorusunun cevabı verilir.

Örneğin, borcun ifası için bir ayın iptidası veya nihayeti tayin olunmuş ise ayın birinci ve sonuncu günü anlaşılır. Bir ayın ortası tayin olunmuş ise bundan ayın onbeşi anlaşılır (BK m. 75). “- Size olan borcumu önümüzdeki ayın ortasında ödeyeceğim!” demiş isem ve önümüzdeki ay da şubat ise ayın ortası 14 mü olacak kaosu bu hüküm sayesinde ortadan kalkıyor. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bunlar aksi kararlaştırılabilen kurallardır. Şöyle ki, “- Size olan borcumu önümüzdeki ayın ortasında yani ayın 27’sinde ödeyeceğim!” demişim ve siz de kabul etmiş iseniz MK devreye girip siz ne yapıyorsunuz ayın ortası 15’dir diyemez.

TANIMLAYICI HUKUK KURALLARI

Bir hukukî kavramın veya müessesenin anlamını belirten kurallara denir.

Örneğin, nişanlanma, evlenme vaadiyle olur (MK m. 118/I). Nişanlanma herhangi bir şekil şartına tâbi değildir. Bir bakış, bir gülüş, bir söz bile nişanlılığın kurulabilmesi için yeterlidir. Yeter ki içten ve evlilik yolunda yapılmış olsun.

Yorum Yazın

[an error occurred while processing the directive]
x