NİŞANLANMA – MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT VE HEDİYELERİN GERİ VERİLMESİ

NİŞANLANMA

Nişanlanma 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 118 ila 123. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Nişanlanmanın tanımını yapan 118. maddeye göre; Nişanlanma, evlenme vaadi ile olur. Yani karşılıklı iki kişinin birbirine evlenmek üzere vaade bulunması ile nişanlılık gerçekleşmiş olur. Nişan töreni yapılması kanunen aranan bir şart değildir. Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü ya da kısıtlıyı bağlamaz. Yani 18 yaşını doldurmamış bir kişi ya da kısıtlı bir kişi evlenme vaadinde bulunmuş ise, bu vaadin geçerli sayılabilmesi için o kişinin yasal temsilcisinin de rızasının bulunması kanunen şart koşulmuştur.

Dava hakkı

Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermemektedir. Yani nişanlılardan birisi evlenmek istemez ise karşı taraf o kişiyi kendisi ile evlenmesi için dava edemez. Evlenmeden kaçınma hali için öngörülen cayma tazminatı ya da ceza şartı dava edilemez; yapılan ödemeler de geri istenemez.

Maddi tazminat

Maddi tazminat konusu Medeni Kanun’un 120. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre nişanlılardan birisi haklı bir sebep olmadan nişanı bozar ise ya da nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebep ile bozulur ise; kusurlu taraf, diğer tarafa dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacı ile yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Bu kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.

Tazminat istemeye hakkı olan (kusuru olmayan) tarafın anne ve babası ya da onlar gibi davranan kimseler de, aynı şartlar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat talep edebilirler.

NİŞANIN BOZULMASI SEBEBİNE DAYALI MADDİ TAZMİNAT DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Manevi tazminat

Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat konusu Medeni Kanun’un 121. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; Nişanın bozulması sebebiyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda bir para ödenmesini manevi tazminat olarak isteyebilir.

NİŞANIN BOZULMASI SEBEBİNE DAYALI MANEVİ TAZMİNAT DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Hediyelerin geri verilmesi

Medeni Kanun’un 122. maddesine göre; Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebep ile sona ererse, nişanlıların birbirlerine ya da anne ve babanın veya onlar gibi davranan kişilerin, diğer nişanlıya vermiş olduğu alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Burada nişanlılık evlenme haricinde her ne sebeple sona ererse ersin hediyelerin geri verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Maddede nişanı sona erdiren sebepler tek tek (bozulma, ölüm, gaiplik kararı şeklinde) sayılmamıştır.

Hediye aynen ya da mislen geri verilemiyor ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Burada “hediye aynen ya da mislen geri verilemiyorsa” karşılığının sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri verilmesi öngörülmüştür. Birçok hallerde aynen mevcut olmayan hediye mislen mevcuttur. Buna rağmen davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hediye yerine bir bedel ödemek suretiyle kurtulması, özellikle paranın değer kaybına uğradığı büyük oranlı enflasyonların yaşandığı dönemlerde haksız sonuçlara yol açmaktadır. Bu nedenle maddeye hediyenin sadece aynen bulunmamasının yeterli olmadığı, mislen mevcut ise yine davalının hediyeyi mislen temin edip tazmin etmesi esası eklenerek, mislen ifası mümkün olmayan bir hediye söz konusu ise, o zaman bunun yerine değerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre para olarak ödenmesine karar verilmesi kabul edilmiştir.

Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, nişanlılığın sona ermesinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar.

NİŞAN HEDİYELERİNİN İADESİ VEYA BEDELLERİNİN TAHSİLİ İSTEMİ DİLEKÇE ÖRNEĞİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Alışılmışın Dışındaki Hediyeler

Hediyelerin iadesi davasının açılabilmesi için hediyelerin alışılmışın dışında olması gerekir. Hediyelerin alışılmışın dışında hediyeler olup olmadığına her somut olayda hakim tarafından karar verilmelidir. Kullanılmakla eskiyen ya da tüketilen eşyaların alışılmış hediye kabul edilmeleri gerekir. Bir nişan hediyesinin alışılmış sayılabilmesi, bunun yöresel örf ve adete göre verilen hediyelerden olması hususu yanında, bu gibi hediyelerin maddi değerinin günün koşullarına göre fahiş olmayan hediyelerden bulunmasına bağlıdır ki, bu fahişlik olgusu da daha çok tarafların mali ve sosyal durumlarıyla ölçülmek gerekir. Yani özellikle söz konusu hediyeyi veren nişanlının mali gücünü aşmak verdiği hediyenin onun yönünden alışılmış sayılması ve fahiş olmayacağının kabulü düşünülemez. Aksi takdirde hediye verilen nişanlının haksız zenginleşmesine yol açılmış olur. Ayrıca altın takılar alışılmış eşya kapsamında değildir.

DİLEKÇE YAZDIRMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN TIKLAYINIZ!

Yorum Yazın