NİŞANLANMA

NİŞANLANMA

GENEL OLARAK

Karşılıklı evlenme vaadi olarak tanımlanan nişanlanma, aile hukukuna özgü bir akittir. Başka  bir deyişle, suî generis (kendine özgü) bir akit türüdür. İlginç bir akittir zira bir akit düşünün ki, akdin taraflarından birisi diğer tarafı bu akitten doğan borcunu ifa etmesi için zorlayamıyor. Yani nişanlanma evliliğe zorlama konusunda diğer tarafa bir dava hakkı vermez.

Herhangi bir şekle tâbi olmayan nişanlanmanın kurulabilmesi için bir bakış dahi yeterlidir. Evet yanlış duymadınız sevgili arkadaşlarım, bir bakış, bir tebessüm dahi yeter ki içten ve evlilik yolunda yapılmış olsun nişanlılığın oluşabilmesi için gerek ve yeter koşuldur.

Sınırlı ehliyetsizleri anlatırken ifade ettiğimiz gibi, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçük veya kısıtlı nişanlılık akdi ile bağlı değildir. Cezai şart ve/veya dönme akçesi kararlaştırılabilir. Ancak eksik borç niteliğinde oldukları için icra edilemezler. Bu bağlamda, ödendikleri takdirde iadeleri talep edilemez. Evlenme engellerini nişanlılık engelleri olarak da ifade edebiliriz.

NİŞANLANMANIN SONUÇLARI

Herhangi bir şekle tâbi olmayan, icra kabiliyeti dahi olmayan bu akit hukuk tarafından neden düzenlenmiş. İşte bu sorunun cevabı genellikle şu şekilde olmaktadır; sonuçları açısından. Şimdi bu sonuçları inceleyeceğiz:

MADDÎ TAZMİNAT

Kim? Maddî tazminat davasını; nişanlı, ailesi veya ailesi gibi davranan kişiler açar (davacı). Ailesi gibi davranan kişiler, dayısı, halası, patronu vb. olabilir. Bu kişilerin talepte bulunabilmesi için ilgili kişinin ailesinin olmamasına gerek yoktur.

Kime? Bu dava, diğer nişanlıya karşı açılır. Ailesine veya ailesi gibi davranan kişilere karşı açılamaz (davalı).

Kusur? Davacının kusursuz, davalının ise kusurlu olması gerekir.

Neden? Konu? Evlenmenin gerçekleşeceği umuduyla yapılan masraflar ve bu nedenle uğranılan zararlar bu tazminat kapsamında talep edilir (MK m. 120).

MANEVÎ TAZMİNAT

Kim? Nişanlı açar. Nişanlı dışında kimsenin bu davayı açma hakkı yoktur.

Kime? Diğer nişanlıya karşı açılır.

Kusur? Davacının kusursuz, davalının ise kusurlu olması gerekir.

Neden? Konu? Nişanın bozulması nedeniyle kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin giderilmesi için açılır (MK m.121)

HEDİYELERİN İADESİ

Kim? Nişanlı, ailesi veya ailesi gibi davranan kişiler talep eder.

Kime? Diğer nişanlıdan talep edilir. Aileler birbirlerine verdikleri hediyeleri bu kapsamda talep edemezler. Örneğin, ailelerden birisi diğer aileye kurban bayramı nedeniyle koç hediye etmiş. Bunu bu bağlamda talep edemez.

Kusur? Hediyelerin talep edilmesinde kusurun rolü yoktur. Şöyle ki, kusurlu olan taraf dahi kusursuz taraftan talepte bulunabilir.

Neden? Konu? Evliliğin gerçekleşeceği umuduyla verilmiş olan mutad dışı (olağanın dışındaki) hediyeler, nişanlılığın evlilik dışında herhangi bir nedenle bitmesi durumunda diğer nişanlıdan talep edilebilir. Demek ki burada öncelikle hediyenin gündelik bir hediye olmaması gerekir. Şimdi, bir toka almışsın! Bunun iadesi istenmez. Ayıp olur zaten. Ayrıca nişanlılık evlilik  dışında herhangi bir nedenle bittiği takdirde bu hediyeler talep edilebilir. Başka bir deyişle, diyelim ki nişanlılardan biri öldü. Diğer nişanlının bu talepte bulunması mümkündür. Burada kusurun da rolü olmadığı için herhangi bir sorun yok…

  • Hediyeler eğer mümkün ise aynen; mümkün değil ise mislen; bu da mümkün  değil  ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir (MK m. 122).

Örneğin, nişanlılardan biri, diğer nişanlıya antika bir vazo vermiş O da nişan bozulunca sinirle bunu kırmış. Bu durumda aynen ve milsen iade mümkün değil. Ne yapacağız? Sebepsiz zenginleşme hükümlerini uygulayacağız.

ZAMANAŞIMI

Nişanlılığın sona ermesine bağlı olan tüm davalar ve talepler nişanın sona ermesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tâbidir. Nişanın bozulmasının aynı zamanda suç oluşturması ve TCK’da daha uzun bir zamanaşımı süresi olması hâlinde manevi tazminat davasına TCK’daki daha uzun zamanaşımı süresi uygulanır.

Nişanlanma

Nişanlanma

Nişanlanma

Yorum Yazın