KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ – ÖLÜM – GAİPLİK

KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ

Sağ ve tam doğum ile başlayan kişilik, ölüm ve ölüme benzer sonuçlar doğuran hâller ile sona erer.

KİŞİLİĞİ SONA ERDİREN HÂLLER

ÖLÜM

Bu konunun tespiti de tıp biliminin verilerinden istifade ile mümkündür. Ölümün gerçekleştiği an, beyin ölümü anıdır.

Ölümün, meydana geldiği andan itibaren on gün içinde nüfus memuruna bildirilmesi gerekir. Ölüm olayı kişisel durum sicilindeki (nüfus sicilindeki) kayıtlarla veya kanunî karinelerle ispat edilebilir. Kanun, ölüm konusunda iki karine kabul etmiştir.

ÖLÜME BENZER SONUÇLAR DOĞURAN HÂLLER

Ölüm Karinesi

Tanım

Ölümüne kesin gözle bakılacak bir hâlde kaybolan ve cesedi bulunamayan bir kimse ölmüş sayılır (MK m. 31). O yerin en büyük mülkî amirinin emri ile kütüğe ölüm kaydı düşülür (MK m. 44/I).

Bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini her ilgili dava edebilir (MK m. 44/II). MK burada belirsizliği ortadan kaldırmak için bu hükmü getirmiştir. Zira ölümüne kesin gözle bakılacak bir olayda kaybolan kişinin cesedinin mutlak suretle bulunması gerekse idi, tuhaf sonuçlar ortaya çıkardı. Eğer ceset hiç bulunamazsa tam bir karmaşa ortamı doğardı.

Ölüm karinesinde herhangi bir sürenin geçmesine gerek yoktur.

Birlikte Ölüm Karinesi

Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse hepsi aynı anda ölmüş sayılır (MK m. 29/II). Bu kişilerin birbirlerine mirasçı olamamaları sonucunun doğması için getirilmiş bir hükümdür.

Örneğin, ben ve çocuğum elim bir trafik kazasında öldük ve yapılan otopsi sonucunda hangimizin daha önce öldüğü tespit edilemedi. Bu durumda ikimiz de aynı anda ölmüş kabul ediliriz ve birbirimize mirasçı olamayız. Yani bu durumda o çocuğumun eşine benim mirasımdan sadece buzlu su kalır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, olayın aynı  olay  olmasının  gerekmemesidir.  Şöyle  ki,  ben Ankara’da çocuğum ise Tokat’ta aynı zamanlarda öldü. Şimdi bu durumda gerek benim çevremdeki kişiler ve gerekse çocuğumun çevresindekiler ölüm anımızı dakikasına kadar tespit edemezler. Bu hüküm de böylesi bir karmaşayı ortadan kaldırma amacına hizmet eder.

Ölüm karinesi ve birlikte ölüm karinesi adî karinedir. Bir başka ifade ile aksi ispat edilebilir.

Gaiplik

Genel Olarak

Ölümüne muhtemel gözle bakılacak bir olay içerisinde kayıp olmadan itibaren bir yıl veya kendisinden uzun süreden beri haber alınamama hâlinde son  haber tarihinden  başlayarak  beş yıl geçtikten sonra ilgililer (hakları bu ölüme bağlı olanlar) dava açabilirler (MK m. 32-33).

Anahtar kelimeler:    olay                                        bir yıl

haber alamama                       beş yıl

DİKKAT! Haber alamama durumunda sadece haberin kesilmesi yeterli değildir. Ölüme ilişkin olarak ufak da olsa bir olasılık olması gerekir.

Örneğin, bir yakınınız Almanya’ya gitti ve size haber göndermiyor. Beş yıl sonra gaiplik davası açabilir misiniz? Tabii ki açamazsınız. Sizi aramak zorunda mı adam, sizi sevmek zorunda mı? Bir kişi sevmediği kişilere neden Almanya’dan haber gönderme ihtiyacı hissetsin? Peki nasıl olacak? Adam hasta idi, tedavi amacıyla gitti Almanya’ya, fakat daha sonra kendisinden haber alamadık. İşte bu durumda beş yıl geçtikten sonra davayı açabiliriz.

Gaiplik davasının açılacağı yetkili mahkeme, kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer;

böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yerdir (MK m. 32/II).

Gaiplik davasında görevli mahkeme ise, kişilik hallerine ilişkin bir husus olduğu için;  Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Açılan bu dava üzerine hâkim durumu iki kez ilân eder ve iki ilân arasında  en az altı ay süre  verir. Bu süre içerisinde kişinin kendisinin veya kendisinden haber alan kişilerin, durumu mahkemeye bildirmesini ister. Bu süre içinde kişinin kendisi veya kendisini gören, duyan  birileri mahkemeye bilgi vermez ise kişi hakkında gaiplik kararı verilir (MK m. 33/II-III).

DİKKAT! Birinci ilân, en az altı ay, ikinci ilân ve tekrar altı ay bekleme süresi yok! Bu iki ilân arasında en az altı ay var. Daha açık bir anlatımla ikinci ilân bir anlamda kişi hakkında gaiplik kararı verildiğini duyurmaktadır.

Gaiplik Kararının Hüküm İfade Ettiği An

Gaiplik, geçmişe etkili hüküm ve sonuçlar doğuran bir müessesedir. Şöyle ki, gaiplik kararı  ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur (MK m. 35/II). Yani ilgili kişi o andan itibaren hak ehliyetini kaybetmiş olur.

  Mahkemenin  gaipliğe  karar  verdiği  an   derseniz   çok   tuhaf   sonuçlar   ortaya çıkabilir. Mesela adamdan beş yıldır haber alamıyoruz. Bu adamın karısı, gaiplik  davası açılmadan kısa bir süre önce, bir çocuk doğursa bu çocuğun babası gaip kişi mi olacak? İşte bu yüzden, aynen ceninin durumu gibi gaiplik kararı verildikten sonra hüküm ve sonuçları olay veya son haber tarihinden itibaren başlar.

Gaiplikle Ölüm Arasındaki Farklar

aa) Gaiplik hâlinde ölüm olayında olduğu gibi, evlilik kendiliğinden sona ermez. Eşin, evliliğin feshi için nüfus memurluğuna müracaat etmesi veya daha sonradan dava açması gerekir (MK 131).

bb) Miras hukuku açısından da bazı farklar söz konusudur. Gaip olan kişinin durumu, tam bir netliğe kavuşmadığı için malları mirasçılara belli bir güvence karşılığında bırakılır. Zira kişinin kendisinin çıkıp gelme ihtimali olduğu gibi üstün hak sahibi bir kişi de gelebilir.

Örneğin, adam Almanya’ya gitti ve bir daha haber alınamadı. Türkiye’de yaşayan karısı ve çocukları bu adam hakkında gaiplik kararı aldırdılar ve çok kısa bir süre sonra Almanya’dan bir çocuk geldi ve gaibin çocuğu olduğunu ispat etti. Evlilik dışı çocuklar da evlilik içi çocuklarla eşit miras hakkına sahiptir, dolayısıyla bu çocuk da evlilik içi doğan çocuğun elindeki mirasın yarısını alır ve gider.

Mirasçılar terekeye kanunda tayin edilen süre içinde geçici zilyet olurlar;

Ölümüne muhtemel gözle bakılacak olayda kaybolma hâlinde, tereke mallarının tesliminden itibaren 5 yıl; Uzun zamandan beri haber alamama için son haber tarihinden başlayarak 15 yıl teminat süreleridir.

Arkadaşlar, burada şu hususa dikkat edilmesi gerekiyor; olay gerekçesi ile gaiplik kararı  alınması hâlinde geçerli olan beş yıllık süre terekenin teslimi ile; haber alamama gerekçesi ile gaiplik kararı alınması hâlinde ise on beş yıllık süre son haber tarihinden itibaren başlar.

Örneğin, kişi olayda kayboldu. Bir yıl sonra yakınları dava açtı ve ilân süresinde kişiden  herhangi bir haber alınamadı. Mirasçılar gaibin malı eğer taşınmaz ise tapuya beş yıl boyunca satmayacağına dair şerh düşerek veya taşınır ise değeri kadar bir nakdi hâkimin belirleyeceği yere yatırmak suretiyle terekeyi alabilirler. Süreler geçtikten sonra onu kesin olarak kazanırlar. Bu süreler içerisinde gaibin 100 yaşına varması hâlinde de teminatlar çözülür (MK m. 584). Başka bir deyişle bir gerçek kişi MK’ya göre en fazla yüz yıl yaşayabilir.

Kişiliğin sona ermesi ölüm gaiplik

Kişiliğin sona ermesi ölüm gaiplik

Kişiliğin sona ermesi ölüm gaiplik

Yorum Yazın